Siyasi gücü arkasına alan yapılar, kamuda yükselmenin ve atanmanın anahtarını "yetenek ve liyakat" değil, "sendikal aidiyet" haline getirir. Bu durum, nitelikli personelin küsmesine ve kamusal hizmet kalitesinin düşmesine yol açar.
Güven ve Umut Kaybı: Haklarının savunulmadığını, sadece üye sayısıyla birer istatistik olarak görüldüklerini fark eden memurlar, geleceğe dair inançlarını kaybederler.
Bir sendikanın gerçek anlamda işlevsel olabilmesi için hiçbir siyasi partinin, ideolojinin ya da sermaye odağının güdümünde olmaması gerekir. Gücünü sadece ve sadece üyesinin aidatından ve haklılığından alan bağımsız sendikalar; kamu çalışanlarının haklarını masada pazarlık konusu yapmaz, liyakati savunur ve emeğin hakkını kuruşu kuruşuna arar.
Unutmamalıyız ki: Siyaset gelir geçer, hükümetler değişir; ancak memurun emeği, alın teri ve geleceği kalıcıdır. Kamu çalışanları, kendi geleceklerinin kuruyup gitmesine izin vermemek adına, kendilerini sadece birer "seçmen dalgası" veya "üye sayısı" olarak gören sarı yapılardan sıyrılmalıdır.
Yarınların yeşermesi, memurun emeğinin hak ettiği değeri bulması ancak ve ancak bağımsız, cesur ve sadece çalışanın sesini duyuran bir sendikal mücadeleyle mümkündür. Geleceğimizi çölleştirenlere karşı, yeşili ve umudu büyütmek yine kamu çalışanlarının kendi ellerindedir.
Gelecek Bağımsız Sendikacılıkta...
#BağımsızSendikacılık
#BağımsızBüroSen
#BASK